Birine Değil, Kendime Mektup Yazdım

Bu kez birine değil, kendime yazdım mektubu. Çünkü fark ettim ki hep başkaları için bir şeyler söyledim, yazdım, bekledim. Oysa en çok susan bendim kendime karşı. En çok ihmal ettiğim, en az sorduğum “nasılsın?” cümlesi kendimeydi. Bu yüzden kalemi elime alıp, uzun zamandır susturduğum iç sesime mektup yazdım. Geçmişteki halimi düşündüm, çocukluğumu, ergenliğimi, kırgınlıklarımı, bir şeyler olur sandığım ama olmayan yılları. Yanlış kararlarımı da kucakladım bu mektupta, doğru sandıklarımın yanlış olduğunu çok sonra fark ettiğim günleri de. Kendime kızdığım yerler vardı, itiraf edemediklerim, kaçtıklarım. Ama hepsini tek tek yazdım. Çünkü bu mektup, bir hesaplaşma değildi. Bir kabullenmeydi. “Olduğun gibi olmayı öğreniyorsun yavaş yavaş” dedim kendime. “Eskisi gibi hemen kırılmıyorsun, ama hâlâ içten içe alınıyorsun bazen, biliyorum. Yine de iyi gidiyorsun, sabırlı olmayı öğreniyorsun.” Hayatın çok daha büyük acıları olduğunu gördükçe, kendi dertlerimi küçümsemeden ama onların üstünde de ezilmeden yaşamayı öğrendiğimi fark ettim.

Okumaya devam et Birine Değil, Kendime Mektup Yazdım