Mutlu Olmak İçin Bir Sebebim Yoktu, Ben de Yazdım

Bazı sabahlar öylece uyanırsın. Ne güneşin doğuşu anlamlı gelir, ne çayın kokusu. İçinde belirsiz bir ağırlık… Ne tam bir hüzün, ne de açıkça tanımlanabilen bir yorgunluk. O gün, hiçbir şey seni heyecanlandırmaz. Kimseyi kırmak istemezsin ama kimseyle konuşmak da istemezsin. İşte öyle günlerde yazmaya başladım ben. Çünkü mutlu olmak için elimde bir sebep yoktu, ama yazmak için hep bir sebep, hep bir boşluk vardı içimde.

Yazmak benim için bir seçimden çok bir ihtiyaçtı. İçimde susan ne varsa, kalemle konuşmaya başlıyordu. Anlatamadıklarım, sustuklarım, biriktirdiklerim… Hepsi kelimeye dönüşünce anlam kazanıyordu. Çünkü bazen biri sormadığında da anlatmak istersin. Anlatacak kimsen yoksa, bir kalem bir kağıt bile yeter.

Yazmak, kendime açtığım bir pencere oldu çoğu zaman. Kendimi başkasına değil, ilk kez kendime anlattım. Hangi cümlede incindim, hangi satırda ağladım, hatırlamıyorum ama çoğu yazıdan sonra biraz daha hafifledim. Bazen hiçbir yerde yayınlamadığım, sadece taslak olarak unuttuğum satırlar oldu. Ama o cümleleri yazmasaydım, içimde daha çok yer kaplayacaklardı.

Okumaya devam et Mutlu Olmak İçin Bir Sebebim Yoktu, Ben de Yazdım

Turgut Uyar’ın Derin Anlatımı: Yazmadıkça Ağlıyoruz

Turgut Uyar’ın Palyaço şiirinde geçen şu dizeler, bazen hüzünlü, bazen öfkeli, ama her zaman derin bir anlam taşır:

“Bitmedi, yazacağım daha
Yazmazsam ağlayacağım çünkü
Alçakça olacak biraz.”

Bu dizeler, bir şairin içsel çığlığını ve yazıya olan ihtiyaçlarını anlatan basit ama güçlü bir ifadedir. Turgut Uyar, yazmanın bir zorunluluk olduğundan bahseder. Bir şair, bir sanatçı, kelimelerle dünyasını kurar ve o kelimeler ona hayat verir. Yazmadığında, sözcükleri özgür bırakmadığında bir şey eksik kalır. Bir eksiklik, bir boşluk… Bu boşluk, duyularımızı acıtır, ruhumuzu daraltır.

Şairin “Yazmazsam ağlayacağım” dediği an, kelimelere duyduğu büyük ihtiyacı, kendisini ifade etme arzusunu gösteriyor. Yazma, sadece bir eylem değil, varoluşun ta kendisidir. İçsel bir boşluk yaratır yazmamak; yazmak ise o boşluğu dolduran bir çözüm. Uyar, burada yazmanın bir tür terapi, bir tür özgürleşme olduğunu vurgular. Eğer yazmazsa, içindeki bu huzursuzluğu dışarıya yansıtmakta zorlanacaktır. Bu yüzden, yazma zorunluluğu bir sanatçının en büyük güdüsü haline gelir. Yazmadıkça, ruhumuzun karanlık köşelerine hapsoluruz.

“Alçakça olacak biraz.”
Bu dizede bir itiraf gizlidir. Şair, yazmamanın bir tür alçaklık olduğuna inanır. Kendini ifade etmenin, sözcükleri ve duyguları dışa vurmanın bir sorumluluk olduğu duygusunu taşır. İçsel bir rahatsızlık yaratır yazmamak; kendine karşı bir alçaklık, bir ihanet gibi hissedilebilir. Kimi zaman yazmamak, bastırmak, susmak bir tür kendine ihanet olur. Şair burada, kelimelerle özgürlüğüne kavuşamayacaksa, varoluşu eksik kalacakmış gibi hisseder. Yazmak, bir tür isyan gibi gelir.

Okumaya devam et Turgut Uyar’ın Derin Anlatımı: Yazmadıkça Ağlıyoruz