Hayatın Sustuğu Yer: Sabah 03.17

Saat 03.17.
Uykunun çoktan kaçtığı, şehrin sesinin neredeyse yok olduğu o keskin zaman dilimi. Ne gündüzün telaşı var, ne gecenin yorgunluğu. Zaman durmuş gibi. Sokak lambalarının altı hâlâ aynı renkte ama artık başka bir yalnızlıkla parlıyor. İçeride, dışarıda, her yerde bir durgunluk… İnsan bazen tam da bu saatlerde fark ediyor: Asıl sessizlik dışarıda değil, içinde.

Bu saatlerde hayat, tüm makyajını çıkarıyor. Rol yapmıyor kimse. Sosyal medyada hiçbir şey paylaşılmıyor, bildirimler susmuş, telefon ekranı öylece karanlık. İnsanları değil, duvarları dinliyorsun. Zihnin, susturmaya çalıştığın her düşünceyi sırayla önüme koyuyor. Gün boyu üzerini örttüğüm ne varsa, geceyle birlikte tekrar canlanıyor.

03.17’de geçmişin ayak sesleri duyulur. “Şu kararı almasaydım nasıl olurdu?”, “Neden o mesajı atmadım?”, “Beni gerçekten seven oldu mu?”, “Ben kime dönüşüyorum?” İnsanın aklına, hiç zamanında düşünülmeyen sorular geliyor. Çünkü gündüz insanın dikkatini dağıtan binlerce şey, bu saatte yok. Maskesizsin. Kelimelere değil, içindeki sessizliğe gömülüyorsun. Ve orada kendini bulmak zorundasın. Ya da kaybetmek.

Yastığa kafanı koyduğunda düşündüğün son şey neydi? Kim bilir, belki pişmanlık… Belki de yarım kalmış bir cümle. Çoğu zaman birisine söyleyemediğimiz şeyler, kendimize dönüp duran boğuk cümleler hâline gelir. “Keşke”, “neden” ve “acaba” kelimeleri 03.17’nin müziğidir.

Bazen kendini geçmişte bir yerde unutmuş gibi hissedersin. Ruhun hâlâ oradadır, ama bedenin günlerdir buradadır. Zaman ileri akar ama sen geride kalırsın. İşte o kopuşu en iyi bu saatlerde hissedersin. İnsan, en çok gecenin sessizliğinde kendine sorular sorar ama en az cevapları burada bulur.

Belki de bu saatler, herkesin ruhuyla baş başa kaldığı, gözyaşını saklamasına gerek duymadığı anlardır. İtiraf edelim: Bazen sabahın gelişi, geceyle yüzleşememekten doğan bir kaçıştır. Çünkü bazı soruların cevabını bilmek isteriz ama duymaya hazır değiliz.

Saat hâlâ 03.17.
Ben hâlâ buradayım.

Ve hayat, bir kez daha susmayı seçti.
Ama bu sefer sadece o değil.
Ben de sustum.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir