Turgut Uyar’ın Derin Anlatımı: Yazmadıkça Ağlıyoruz

Turgut Uyar’ın Palyaço şiirinde geçen şu dizeler, bazen hüzünlü, bazen öfkeli, ama her zaman derin bir anlam taşır:

“Bitmedi, yazacağım daha
Yazmazsam ağlayacağım çünkü
Alçakça olacak biraz.”

Bu dizeler, bir şairin içsel çığlığını ve yazıya olan ihtiyaçlarını anlatan basit ama güçlü bir ifadedir. Turgut Uyar, yazmanın bir zorunluluk olduğundan bahseder. Bir şair, bir sanatçı, kelimelerle dünyasını kurar ve o kelimeler ona hayat verir. Yazmadığında, sözcükleri özgür bırakmadığında bir şey eksik kalır. Bir eksiklik, bir boşluk… Bu boşluk, duyularımızı acıtır, ruhumuzu daraltır.

Şairin “Yazmazsam ağlayacağım” dediği an, kelimelere duyduğu büyük ihtiyacı, kendisini ifade etme arzusunu gösteriyor. Yazma, sadece bir eylem değil, varoluşun ta kendisidir. İçsel bir boşluk yaratır yazmamak; yazmak ise o boşluğu dolduran bir çözüm. Uyar, burada yazmanın bir tür terapi, bir tür özgürleşme olduğunu vurgular. Eğer yazmazsa, içindeki bu huzursuzluğu dışarıya yansıtmakta zorlanacaktır. Bu yüzden, yazma zorunluluğu bir sanatçının en büyük güdüsü haline gelir. Yazmadıkça, ruhumuzun karanlık köşelerine hapsoluruz.

“Alçakça olacak biraz.”
Bu dizede bir itiraf gizlidir. Şair, yazmamanın bir tür alçaklık olduğuna inanır. Kendini ifade etmenin, sözcükleri ve duyguları dışa vurmanın bir sorumluluk olduğu duygusunu taşır. İçsel bir rahatsızlık yaratır yazmamak; kendine karşı bir alçaklık, bir ihanet gibi hissedilebilir. Kimi zaman yazmamak, bastırmak, susmak bir tür kendine ihanet olur. Şair burada, kelimelerle özgürlüğüne kavuşamayacaksa, varoluşu eksik kalacakmış gibi hisseder. Yazmak, bir tür isyan gibi gelir.

Yazmanın yükü, bazen ne kadar ağır olsa da, bazen öylesine kalbimizi sıkıştıran bir gereklilik halini alır ki, yazmazsanız, her şeyin anlamı yitirir gibi gelir. Bu yazma gerekliliği, yalnızca şairler için değil, herkes için geçerlidir. İnsanlar bazen duygu ve düşüncelerini ifade edemediğinde, ruhsal bir buhran yaşar. İçlerinde birikenleri dışa vuramadıkça, dünyayla bağlarını kaybederler. Uyar’ın dediği gibi, “Yazmazsam ağlayacağım.” Çünkü bir insan, kendini kelimelerle anlatamadığında, içerideki fırtınalar, dışa vuramayan duygular yüzünden boğulmaya başlar.

Şiir, sadece bir sanat formu değildir. Şiir, bir tür hayatta kalma yöntemidir. Uyar, bu şiirle, yazmanın bir yaşam kaynağı, bir anlam arayışı olduğunu anlatır. Yazmanın gerekliliği, her birimizin içinde var olan o sesin susturulmasına engel olur. Bu yüzden, bazen sadece yazmak gerekir. Susmak ve beklemek, bir parça ölümdür. Ancak yazmak, bir yaşam belirtisidir.

İşte bu yüzden Uyar yazacaktır. Çünkü yazmadıkça, hayatı kendisi için alçaltmış olur. Yazmak, içindeki dünyayı dışarıya aktarmaktır. Ve yazmak, her anı kurtarmak demektir.

“Turgut Uyar’ın Derin Anlatımı: Yazmadıkça Ağlıyoruz” üzerine 2 yorum

  1. Merhaba Mustafa,

    Turgut Uyar’ın “Palyaço” şiirinden yola çıkarak yazdığın yazı, şiiri duygusal bir zeminde çözümlemeye çalışıyor. Fakat ben bu metne biraz daha farklı, daha mesafeli bir yerden yaklaşmak istiyorum.

    Uyar’ın dizeleri çoğu zaman bir ruh halinin değil, bir bilinç durumunun ifadesidir. “Yazmazsam ağlayacağım çünkü / Alçakça olacak biraz” derken yalnızca kişisel bir duygusal taşmayı değil, aynı zamanda yazının ahlaki bir yükümlülük haline gelişini anlatır.

    Bu noktada mesele sadece “yazmak zorundayım çünkü içim dolu” değil; “yazmazsam, bilerek susmuş olurum” gibi daha keskin bir tavra dönüşür. Bu, edebiyatı bir rahatlama aracı olarak değil, bir sorumluluk alanı olarak gören bir anlayıştır.

    Yazıda, yazmayı bir tür içsel terapi gibi ele almışsın. Bu yaklaşım elbette geçerli, ama şiirin alt katmanlarında bir başka şey daha var: Yazmak, yalnızca bir boşalma değil, aynı zamanda tanıklık etme biçimidir.

    Turgut Uyar’ın bu şiirde yaptığı şey, duygusal bir boşalım kadar, bir etik duruş da içeriyor. “Alçakça” sözcüğü burada boşuna değil; susmak, bir tür yüz çevirmek anlamına geliyor olabilir.

    Bir diğer nokta da şu: Şiirin bağlamı çok kişisel gibi görünse de aslında kamusal bir yanı var. Şairin “yazma” ihtiyacı, yalnızca içsel bir dürtü değil, topluma, zamana, olup bitene karşı bir tür kayıt tutma ihtiyacı olabilir. Bunu göz önünde bulundurmak, yazmayı sadece bireysel bir eylem olmaktan çıkarır.

    Kısacası, yazmak bazıları için bir gereklilik olabilir ama Uyar’ın şiirinde bu gereklilik bir iç huzursuzluktan değil, dış dünyaya karşı sorumluluktan doğuyor gibi görünüyor.

    Belki de şiirdeki esas mesele bu: Susmanın sonuçlarını bilerek, yazmayı bir vicdan meselesi haline getirmek.

    Maalesef, yorum yaparken edebiyatçı yönüm ağır bastı. Yorumdan ziyade eleştiri gibi oldu. Hakkını helal et.

    Selamlar,

    1. Merhaba Hızlı Yazar,

      Güzel yorumun için teşekkür ederim. Şiirleri okurken nedense hep kendimden bir şeyler yakalamaya çalışırım. Hep beni heyecanlandıran o mısrayı arar gözlerim. Palyaço şiirinde de beni heyecanlandıran mısralar tam olarak bunlar: “bitmedi yazacağım daha… yazmazsam ağlayacağım çünkü alçakça olacak biraz.” Palyaço şiiri her ne kadar uzun olsa da, aklımda kalan tek satırlar bunlar oldu hep. Şair burada ne anlatmak istedi bunu anlamak elbette pek mümkün değil fakat, beni nereden vurduğunu çok iyi biliyorum. Eleştirinizi çok beğendim, değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum. Ve tabii ki hakkım helal olsun ne demek 🙂

mustafaalniak için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir